Etkinlikler

“Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Çinileri” Temalı Kültür Gezisi Yapıldı

Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından düzenlenen "Selçuklu, Beylikler ve Osmanlı Çinileri" temalı üç günlük kültür gezimiz sona erdi.
Kurumumuzca üçüncüsü düzenlenen "Kültür Gezileri"nin bu seneki konusunu Türk kültürünün ayırt edici unsurlarından Türk çinisi oluşturdu. Türk çini sanatına ait örnekleri yerinde görmek ve incelemek amacıyla düzenlediğimiz gezi 20-24 Nisan 2016 tarihleri arasında Bursa, İznik, Kütahya şehirlerine gerçekleştirildi.
Geziye çini, seramik ve cam gibi ilgili sahalarda çalışan doktora, araştırma görevlisi ve yüksek lisans düzeyinde genç bilim insanları ile Atatürk Yüksek Kurumu bünyesindeki kurumlarımızdan uzman ve uzman yardımcıları katıldılar.
Kültür Gezisine katılanlara bilimsel ve kültürel rehberlik yapma amacıyla üç üniversitemizden kıymetli bilim insanları eşlik etti. Gazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nurşen Özkul Fındık Bursa ili ve çevresindeki eserlerin tanıtımını yaparken İznik merkezdeki Selçuklu çinileri ve tarihî eserlerini İznik Kazısı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Belgin Demirsar Arlı tanıttı.
Kütahya'da ise Çini-Seramik Bölümü öğretim üyesi Fikret Aydoğdu ekibe refakat ederek Kütahya'daki çini atölyelerini ve Osmanlı eserlerini gezdirdi.
Bursa, İznik ve Kütahya'yı kapsayan üç günlük kültür gezisi, Ankara dönüşü Sivrihisar Ulucamii ziyareti ile sona erdi.
Çoğu sanat tarihi alanında çalışan davetliler, Türk kültürünün ayırt edici unsurlarından olan Türk çinisinin tarihten günümüze üretildiği ve uygulandığı en önemli şehirleri ve eserleri yerinde gözlemleyerek fotoğraflar çekip notlar aldı, ölçümler ve karşılaştırmalar yaptı. Üç günlük gezi adeta bir dönemlik yoğunlaştırılmış çini uzmanlığı dersi gibi geçti.
Kurumumuz daha önce Bitlis-Tatvan-Ahlat bölgesindeki Selçuklu ve Osmanlı dönemi kültür varlıkları gezisi ile tarihî İpek Yolu güzergâhında bulunan Selçuklu ve Beylikler dönemi hanlar ve kervansaraylar kültür gezileri düzenlemişti.

 

1. GÜN (BURSA)



Bursa gezimizde bizlere Gazi Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nurşen ÖZKUL FINDIK   rehberlik yaptı.
Güzergah üzerinde sırasıyla şu yapılar  ziyaret edildi:

1.Muradiye II .Murad Camii (1424- 1426)
Nurşen Hanım Camii ile ilgili şunlardan bahsetti: ‘‘Erken Osmanlı Dönemi Selçuklu  yapılarında görülen tek renk sırlı, çini mozaik ve sır altı boyama tekniklerinin devam ettiği görülür. Türbelerin hepsi 6 ve 8 gen planlı duvarları belirli bir seviyeye kadar tek renk sırlı çini ile kaplı.’’

 

2. II. Murad Külliyesi-Sultan Türbeleri
‘‘Şehzade Mustafa Türbesi’nde diğer türbelerden farklı olarak 16.yy'ın domates kırmızısı, rodos işi kullanılmıştır. Türbenin lale, karanfil, sümbül motifleri ile kaplı olduğu görülür.’’

3. Bursa Ulu Camii
Yirmi kubbeli yapı, Türkiye’deki iç cemaat yeri en geniş camidir. Minberi, Selçuklu minberlerinin ayırt edici vasfı olan kündekâri el işçiliğinin seçkin örneğidir. Selçuklu ve Beylikler geleneğinin Osmanlı'da da aynen devam ettiğini görüyoruz.

4. Yeşil Cami, Yeşil Türbe, Yeşil Medrese
Yeşil Cami, ‘‘Hünkar mahfili, zemini ve tavanı renkli sırlı çinilerle kaplı nadir bir örnektir. Bursa’da yapılan ilk mermer abidedir. Eserin ön yüzü, pencereleri, kapısı, kitabeleri, kapı tavanı mermer işçiliğinin en güzel örneklerindendir.

5. Türk İslam Eserleri Müzesi

2. GÜN (İZNİK)
 

İznik gezimizde İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi ve İznik Kazı Başkanı Yrd. Doç Dr. Belgin DEMİRSAR ARLI  bizlere rehberlik etti.
Kazı Başkanı Arlı, İznik DSİ konferans salonunda İznik çini fırınları kazısında ele geçen seramik ve çinileri tanıttığı bir sunum yaptı. Anadolu Selçuklu Devleti'nin ilk devlet Başkanı Kutalmışoğlu Süleymanşah'ın 1075'te Başkent olarak kullandığı İznik, Selçuklu çiniciliğinin en önemli üretim merkezi olmuştu. Daha önce ünlü sanat tarihçi Prof. Dr. Oktay Aslanapa'nın arkeolojik kazılar yapıp Selçuklu dönemi çini fırınlarını açığa çıkardığı İznik'te üretilen çiniler, sadece Türk eserlerinde kullanılmıyor, aynı zamanda gemilerle başka ülkelere ihraç ediliyordu. Belgin Demirsar Arlı, İznik'te çini üretiminde kullanılan yapım, süsleme teknikleri, motifler, renkler hakkında bilgi verdi. İznik’te yapılan kazı çalışmalarından ve buluntulardan, çini eserlerinden örnekler verdi.
Belgin Hanım, İznik çinisi ve seramik arasındaki farklarla ile ilgili şu ifadelere yer verdi: ‘‘Çini sipariş üzerine yapılır nere kaplanacaksa oraya göre yapılır ve sipariş üzerine yapıldığı için hepsi gönderilir. Biraz defolu olanlar pencere, kapı kanadının arkalarında değerlendirilir. Buluntu olarak baktığımızda seramik ve çininin oranı çok farklıdır. Seramikte astarda ufacık bir sırda çatlak, astarda kabarma, küçük bir kırık olursa o seramik alınmaz.   
Net olarak Bizans fırını diyebileceğimiz bir fırın yok, çünkü Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptırdığımız tahlillerde bu fırınlar 15 ve 17.yy’a tarihleniyorlar. Ama kazı alanında Roma ve Bizans seramikleri de çok sayıda ele geçiyor. Elimizde bazı yarı mamül parçalar böyle düşündürüyor.
Neden Kütahya ön plana çıkıyor? 18.yy’da İznik'te üretim  bitince Kütahya’nın yıldızı parlıyor, onların kendilerine özgü bir takım desenleri var. İlk kez Kütahya’ da 18.yy’da renksiz sıraltında sarı rengi göreceğiz. İznik'te yok. İznik’tekiler renklidir.


1.Roma Tiyatrosu
Ekibimiz Osmanlı Döneminde (15-16.yy) seramik atölyesi olarak kullanılan İznik Roma Tiyatrosu’nda inceleme yaptıktan sonra bir dönem müze olarak kullanılmış tarihi Ayasofya Camii (Orhan Camii) ziyaret edildi.


2. Ayasofya Camii (Orhan Camii)
1075'te İznik'in fethiyle şehirdeki en büyük mabet olan Ayasofya Kilisesi camiye dönüştürülmüştür. Sonraki yıllarda yıkılan, Orhan Bey zamanında yeniden yapılan ve bu sebeple Orhan Bey Camii olarak anılan eser, Yunan işgalinde yakılıp harabeye dönmüş ve yıllarca harabe olarak kalmıştı. Restore edilip yeniden cami olarak ibadete açılan eser ziyaret edildi.
 

3.Adil CAN- Nursan Sanat Atölyesi
İznik seramik-çini üretimi yapan Adil Can Usta’nın atölyesi ziyaret edildi. Adilcan Bey, İznik Çini ve Seramikleri, hamur özellikleri, sır, renk yapısı hakkında bilgi verdi. Adil Bey  İznik ve Kütahya Çinisi  arasındaki nüansları anlattı, örnekler gösterdi.

4. İznik Müzesi (Nilüfer Hatun İmarethanesi)

Çini seramik Müzesi olarak işlev yapan İznik Müzesi( Nilüfer Hatun İmareti)’ne gidildi. Yapı 14.yy Osmanlı Mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Osmanlı Mimarisinde ters ‘T’ planı ilk kez bu yapıda görülür. Bu yapı da restorasyonda olduğu için  içine girilemedi.

5. Yeşil Camii
İznik kentinin en görkemli eserlerinden olan Yeşil Camii restorasyonda olduğu için dıştan görülen yerlere bakıldı.

3. GÜN (KÜTAHYA)

Kütahya Gezimizde bizlere Dumlupınar Üniversitesi Çini-Seramik Bölümü Öğretim görevlisi aynı zamanda Çini-Seramik Araştırma Merkezi Müdürü Fikret AYDOĞDU rehberlik etti.
Güzergah üzerinde sırasıyla şu yapılar  ziyaret edildi:

1-Kütahya Ulu Cami
2- Kütahya Çini Müzesi

Girişinde solda taşa kazılmış büyük bir vakfiye görüyoruz.
‘‘Seyit Ömer Höyüğü’nden çıkarılan eşi benzeri olmayan objeler bu müzede yer almaktadır. İznik’te kuvars daha fazladır. Kuvarsın vermiş olduğu beyazlık var. Kütahya’da kil ve kaolin fazladır.  Daha ince taneli astar da daha incedir.  İznik seramiklerinde özellikle duvar seramiklerinde daha iri taneli parçalar, gözenekler var.
İznik- Kütahya çinileri arasındaki renk farklılıklarına bakarsak, Kütahya’da kahverengi ağırlıklıdır. Aşı toprağı dediğimiz bir toprak var. Bu toprak güzel kızıl kahveler veriyor. Bu durum, bölgenin yerel malzemelerinin vermiş olduğu tonlarla alakalıdır. Burada20-30 çeşit aşı toprağı var. Kırmızı çok değişkendir. Fırın da önemli, eğer fırının iyi gelişmeyen bir yerindeyse çini daha kırmızı ve yeterince gelişemediği için daha açık ton çıkıyor.
Fırının içindeki ısı da önemlidir.  Turkuaza değinmek gerekirse bu kuvarzlı bünyelerde özellikle daha güzel mavi çıkıyor, daha mavi cam göbeği gibi çıkıyor. Kütahya çinilerinde kurşundan ve alt taraftaki  kuvarz yeterli düzeyde olmadığı için daha firuzeye dönük, içinde sanki hafif yeşilimsi ton var gibidir. Burada tam turkuaz denebilir. Sır Kütahya’da kurşunludur. İçerik kurşun silis sodadan ibarettir. Oranlara göre renk değişimi oluyor. Mesela kurşun miktarı artıkça turkuaz yeşile doğru kaçıyor. Kurşun miktarı azaldıkça  soda miktarı azalırsa bu sefer de maviye doğru dönüyor.  Silis zaten sabit bir cam yapıcıdır. Silis camın ve seramiğin çatısını oluşturur. Soda kurşunla beraber iyi bir ergiticidir, çok kullanılıyor.
İznik çinileri’nde sırda Kütahya çinilerine nazaran daha az kurşun vardır diyebiliriz. İznik çinileri daha mat, Kütahya çinileri daha parlaktır. Kütahya çinilerini İznik çinilerinden ayıran fark nedir denirse İznik çinilerinin silis miktarı Kütahya çinilerine göre aşağı yukarı % 30 fazladır.


3-Kütahya Kossuth Müzesi (Macar Dostluk Evi)
Macar özgürlük savaşının önderlerinden Lajos Kossuth (1802-1894), ailesi ve 56 kişilik mülteci grubuyla birlikte 1850-1851 yılları arasında Kütahya’da misafir edilmiş ve Macaristan Anayasa Tasarısını bu evde hazırlamıştır.

4- Paşam Sultan Türbesi (Seyyid Nurettin Efendi)
5- Mehmet Gürsoy Çini Atölyesi
Ortaya koyduğu eserler ve düzenlediği sergilerle, İznik çinilerinin bugün Türkiye’de ve dünya’da bilinirliğinin artmasında önemli bir paya sahip olan, aynı zamanda UNESCO tarafından ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ödülü sahibi çini sanatının üstadı Mehmet GÜRSOY’u Kütahya’daki atölyesinde ziyaret ettik. Kütahya-İznik Çinilerinin karşılaştırılmasına, eserlerinde kullandığı motiflerden, sanat felsefesine kadar pek çok şeyi kendisiyle konuşma fırsatı yakaladık. Mehmet GÜRSOY'la yaptığımız kısa söyleşimizde şu ifadelere yer verdi: ‘‘İznik saray sanatıdır, Kütahya halk sanatıdır. İznik saraya daha yakındır ve etrafında kuvarz madenleri var. Ulaşım rahatlığı var, Kütahya saraya daha uzaktır. Saray sanatı, saray göçünce maalesef bitmiştir. Camiler ve çeşmeler başta olmak üzere halktan gelen taleplerle Kütahya çiniciliği yaşamaya devam etmiştir.’’

6- Çini Fabrikaları (Tuluu Porselen ve Yunus Çini)

7- Sivrihisar Ulucami

Nurşen Hocamız, gezi sırasında bu camiyle ilgili şu ifadeleri kullandı: ‘‘Anadolu’daki en büyük ahşap direkli camii. Selçuklu devri ulucamii planında. İçi tavanı tamamen ahşap kaplı kalem işi, oyma tekniğinde süslemeler var. Minberi sahte kündekari tekniğiyle yapılmıştır. Başka camiden getirtilmiştir, üst örtüsü de ahşaptır. Sütun başlıkları devşirmedir, Bizans Döneminin sütun başlıklarıdır. Devşirme malzemeler vardır. Yanındaki kümbet Anadolu Selçuklu ve Beylikler dönemi türbelerindendir, çift katlı kümbettir. Üstü mescittir, aşağı katta ise vefat eden kişi gömülüdür.’’
 

 



© 2014 - Atatürk Kültür Merkezi Ziyabey Cad. No: 19 Balgat - Çankaya / ANKARA
 Telefon: +90 (312) 284 34 18
  Belgegeçer: +90 (312) 284 34 65